Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
peltek diş ünsüzü
Anlamı:

1. isim , isim , dil bilgisi , dil bilgisi , isim , isim , dil bilgisi , dil bilgisi , Dil ucunun, ön dişlerin arasına girmesiyle oluşan ünsüzü

Örnek:

1. İngilizce th.

1. İngilizce th.


peltekleşme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Peltekleşmek işi


peltekleşmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Peltek duruma gelmek

Örnek:

1. O geceden sonra çenesi biraz yana çarpıldı. Dili belli belirsiz peltekleşti.

1. O geceden sonra çenesi biraz yana çarpıldı. Dili belli belirsiz peltekleşti.


pelteklik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Peltek olma durumu, peltek konuşma


peltelenme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Peltelenmek işi


peltelenmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Pelte kıvamında olmak


pelteleşme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Pelteleşmek işi

2. bitki bilimi , bitki bilimi , bitki bilimi , bitki bilimi , Bitkisel hücre zarlarındaki selülozun değişmesi ve jelatin kıvamını alması


pelteleşmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Pelte kıvamını almak

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Çok yorulmak

Örnek:

1. Çok yoruluyorlardı elbet, gövdeleri pelteleşiyordu, kıpırdayacak hâlleri kalmıyordu.

1. Çok yoruluyorlardı elbet, gövdeleri pelteleşiyordu, kıpırdayacak hâlleri kalmıyordu.

3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Donuklaşmak, yumuşamak, ağırlaşmak

Örnek:

1. Tramvay çanları bile sertliklerini kaybederek pelteleşmiş bir hâlde kulak zarına yapışıyorlardı.

1. Tramvay çanları bile sertliklerini kaybederek pelteleşmiş bir hâlde kulak zarına yapışıyorlardı.


peltemsi
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Pelteyi andıran, pelte gibi olan


pelür
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , İnce ve yarı saydam bir kâğıt türü


Lisan : Fransızca pelure

pelüş
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bir yüzü uzun tüylü, yumuşak ve parlak, kadifeye benzer bir kumaş türü


Lisan : Fransızca peluche

pembe

İlgili Kelimeler:

pembe dizi, pembegemre, pembekurt, pembe yakalı, açık pembe, koyu pembe, tozpembe, Çingene pembesi, şafak pembesi

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Beyaza biraz kırmızı karıştırılmasıyla oluşan açık renk

Örnek:

1. Dantele ve pembeye olan düşkünlüğünü ise mintanında yansıttı.

1. Dantele ve pembeye olan düşkünlüğünü ise mintanında yansıttı.

2. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bu renkte olan


Lisan : Farsça penbe

pembe dizi
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Aşk, nefret, entrika ve trajedi konularının işlendiği, olayları yavaş ilerleyen, uzun süreli televizyon dizisi


pembe yakalı
Anlamı:

1. isim , isim , ekonomi , ekonomi , isim , isim , ekonomi , ekonomi , Üretim sürecine bedensel gücüyle katılan kadın işçi


pembegemre
Anlamı:

1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Genellikle Akdeniz ve Ege bölgelerinde yetişen, taneleri iri, kalın kabuklu, salkımı konik biçimde olan bir tür üzüm


Telaffuz : pembe'gemre

pembekurt
Anlamı:

1. isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , Pamuk ve bamya tarlalarında zarara yol açan kırmızımsı tırtıl


Telaffuz : pembe'kurt

pembeleşme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Pembeleşmek işi


pembeleşmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Pembe bir renk almak

Örnek:

1. Bu sözleri söylerken elimi tutan elinin titrediğini ve yüzünün rengini değiştirerek pembeleştiğini hissediyordum.

1. Bu sözleri söylerken elimi tutan elinin titrediğini ve yüzünün rengini değiştirerek pembeleştiğini hissediyordum.


pembeleştirme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Pembeleştirmek işi


pembeleştirmek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Pembe bir duruma getirmek

Örnek:

1. Genç kız, hep öyle dudağını ısırıyor, yüzünü pembeleştiren tatlı bir utançla gülümsüyordu.

1. Genç kız, hep öyle dudağını ısırıyor, yüzünü pembeleştiren tatlı bir utançla gülümsüyordu.


pembelik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Pembe renginde olma

Örnek:

1. Hatice'nin yüzü o leylak rengine çalan pembeliği ile dalgalanıverdi.

1. Hatice'nin yüzü o leylak rengine çalan pembeliği ile dalgalanıverdi.


pembemsi
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Rengi pembeyi andıran, pembeye benzeyen, pembemtırak

Örnek:

1. Dağ doruğu gibi yüce, pembemsi bir kaya yükseldi iskelemizde.

1. Dağ doruğu gibi yüce, pembemsi bir kaya yükseldi iskelemizde.


pembemtırak
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Pembemsi


pembezar
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Genellikle gömlek yapımında kullanılan bir tür ince ve yumuşak bez

2. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bu bezden yapılan

Örnek:

1. Ya şu pembezar gömlek?

1. Ya şu pembezar gömlek?


Lisan : Farsça penbezār

Telaffuz : pembeza:rı

pena
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Mızrap


Lisan : İtalyanca penna

Telaffuz : pe'na